5 Eylül 2007 Çarşamba

XXI. BÖLÜM

XXI. BÖLÜM

Körelmiş Organların Olmadığı ile İlgili İtiafları

Körelmiş organlar iddiası bundan bir asır önce ortaya atılmıştı. İddiaya göre, canlıların bedenlerinde atalarından kendilerine miras kalmış, ancak kullanılmadıkları için zamanla körelmiş işlevsiz organlar yer alıyordu.

Bu kesinlikle bilimsel bir iddia değildi, çünkü bilgi eksikliğine dayanıyordu. İşlevsiz organlar aslında işlevi henüz tespit edilmemiş organlardı. Bunun en iyi göstergesi ise evrimciler tarafından listelenen uzun körelmiş organlar listesinin giderek küçülmesi oldu. Bugün artık evrimciler tarafından körelmiş olarak nitelendirilen organların son derece kapsamlı işlevlere sahip oldukları ortaya çıkmıştır.

Charles Darwin:

Bununla birlikte, arta kalan bir güçlük var. Bir organ artık kullanılmadığı için çok küçüldükten sonra, kendisinden ancak belli belirsiz bir iz kalıncaya dek nasıl küçülebiliyor ve sonunda nasıl tümüyle ortadan kalkabiliyor. Bir organ bir kez görevsiz kılındıktan sonra, kullanılmamanın onu daha da etkileyebilmesi pek de olanaklı değildir. Burada benim veremeyeceğim ek bir açıklama gereklidir.363

S. R. Scadding:


(Biyoloji hakkındaki) bilgimiz arttıkça, körelmiş organlar listesi de giderek küçüldü... Bir organın işlevsiz olduğunu tespit etmek mümkün olmadığına ve zaten körelmiş organlar iddiası bilimsel bir özellik taşımadığına göre, "körelmiş organlar"ın evrim teorisi lehinde herhangi bir kanıt oluşturamayacağı sonucuna varıyorum.364


EVRİMCİLERİN İTİRAFLARI

XXII. BÖLÜM

Homoloji İddialarının Geçersizliği ile İlgili İtirafları

Evrim teorisine sözde delil sunma çabalarıyla canlılar arasındaki benzerliklere "ortak ata" yorumu yapılmıştır. Bu amaçla canlılardaki her benzerlik, aralarındaki evrimsel bir ilişkinin kanıtı olarak yorumlanmıştır.

Ancak bilimin son 20-30 yıl içinde sunduğu bulgular, canlılar arasındaki benzerliklerin evrim teorisine bir delil olamayacağını göstermiştir:

1- Evrimcilerin hiçbir evrimsel bağ kuramadıkları, bütünüyle farklı sınıflara ait canlılarda bile "homolog" (benzer) organların var olması,

2- Benzer organlara sahip canlılarda, bu organların genetik şifrelerinin çok farklı olması,

3- Bu organların embriyolojik gelişim safhalarının birbirinden çok farklı olması, homolojinin evrime hiçbir dayanak oluşturmadığını göstermiştir.

Bu durum -farklı canlı türleri arasında benzer yapıların olması ancak bu canlıların arasında evrimsel bir bağ kurulamaması- evrim teorisi için büyük bir problemdir. Nitekim evrimciler de bu durumdan duydukları sıkıntıyı sık sık dile getirirler:

Frank Salisbury

Göz kadar kompleks bir organ bile farklı gruplarda ayrı ayrı ortaya çıkmıştır. Örneğin ahtapotta, omurgalılarda ve artropodlarda. Bunların bir defa ortaya çıkışlarını açıklamak yeteri kadar problem oluştururken, modern sentetik (neo-Darwinist) teoriye göre, farklı defalar ayrı ayrı meydana geldikleri düşüncesi başımı ağrıtmaktadır.365

William Fix (Evrimci biyolog):

Evrim konusunda homoloji fikrine sıkça başvuran eski ders kitaplarında, farklı hayvanların iskeletlerindeki ayakların yapısı üzerinde özellikle duruluyordu. Dolayısıyla bir insanın kolunda, bir kuşun kanatlarında ve bir yarasanın yüzgeçlerinde bulunan pentadactyl (beş parmaklı) yapı, bu canlıların ortak bir atadan geldiklerine delil sayılıyordu. Eğer bu değişik yapılar, mutasyonlar ve doğal seleksiyon tarafından zaman zaman modifiye edilmiş aynı gen-kompleksi tarafından yönetiliyor olsalardı, bu teorinin de bir anlamı olacaktı. Ama ne yazık ki durum böyle değildir. Homolog organların, farklı türlerde tamamen farklı genler tarafından yönetildiği artık bilinmektedir. Ortak bir atadan gelen benzer genler üzerine kurulmuş olan homoloji kavramı çökmüş durumdadır.366

Dr. Christian Schwabe (Science dergisindeki bir makalesinden)

Moleküler evrim, evrimsel akrabalıkların ortaya çıkarılması için neredeyse paleontolojiden daha üstün bir metod olarak kabul edilmeye başlandı. Bir moleküler evrimci olarak bundan gurur duymam gerekirdi. Ama aksine, türlerin düzenli bir gelişme kaydettiğini göstermesi gereken moleküler benzerliklerin pek çok istisnası olması oldukça can sıkıcı görünüyor. Bu istisnalar o kadar çok ki, gerçekte, istisnaların ve tuhaflıkların daha önemli bir mesaj taşıdıklarını düşünüyorum.367